Ana Sayfa Kültür & Sanat Mutlaka Okunması Gereken 10 Türk Şairi

Mutlaka Okunması Gereken 10 Türk Şairi

0
Paylaş
okunması gereken türk şairler

Türk edebiyatının zenginliği düşünülünce okunması gereken şairlerin kısa bir listesini oluşturmak pekte kolay bir iş değildir.

Listeyi oluştururken şairlerin yıllar içerisinde diğer şair ve sanat dalları üzerindeki etkisi önemsedik ve okuyucu üzerinde küçükte olsa başka şair ve şiirleri keşfetme isteği tutuşturmasını ümit ettik. Mutlaka okunması gereken 10 Türk şairi listesine yorum kısmında kendi şair ve şiir önerilerinizle katkıda bulunabilirsiniz.

Edip Cansever

1928 yılında İstanbul’da doğmuş ve ikinci yeni şiir akımının en önde gelen isimlerindendir. Kapalıçarşı’da halı ticareti ile uğraşmış, 30 yılı aşkın süren şiir hayatına binlerce “yerçekimli karanfil” sığdırmış şairdir. 1986 yılında vefat eden Cansever’in kabri aşiyan mezarlığındadır.

“Ben Ruhi Bey Nasılım

Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
Büyük bahçelerin küçük içinde
Saksılardan birinde
Gördüm de
Uyurken uyandırılmış gibi
Beni bir sardunya büyüttü belki.

O ben ki
Bir kadında bir çocuk hayaleti mi
Bir çocukta bir kadın hayaleti mi
Yalnızca bir hayalet mi yoksa.

Ne peki
Yere dökülen bir un sessizliği mi
Göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi
İşini bitirmiş bir org tamircisinin
Tuşlardan birine dokunacakkenki
Dikkati ve tedirginliği mi.

…”

Cahit Zarifoğlu

Hakim bir babanın oğlu olarak 1940 yılında Ankara’da doğmuştur. Çocukluğu ve gençliği farklı illerde geçmiştir. 1976 yılında arkadaşları ile birlikte Mavera Dergisi’ni çıkartmaya başlamıştır. İlkokul öğretmenliği ve Almanca öğretmenliği yapan Zarifoğlu 1987 yılında “düştümse sana bakarken düştüm”üne kavuşmuştur.

“İşaret Çocukları

yasin okunan tütsü tüten çarşılardan
geçerdi babam
başında yağmur halkaları

anam yeşil hırkalar görürdü düşünde
daha ilk güzelliğinde
alnını iki dağın arasına germiş
bir devin göğsüne benzer
göğsünden dualar geçermiş

çarşılar ellerinde ekmek iğneleri
cami avlularına açılan
havuz sularına kapılan çocuklar
görmeden günesin bütün renklerini
götürmezlerdi dükkandaki babalarına
ocaktan akan kaynar yemekleri
nenelerinin koyduğu avuç taslarına
….”

Necip Fazıl Kısakürek

1904 yılında İstanbul doğan Necip Fazıl çocukluğunu dedesinin İstanbul Çemberlitaş’ta bulunan konağında geçirir. İstanbul Üniversitesi ve Sarbonne Üniversitesi’nde felsefe okumuş ve yarıda bırakmıştır. 24 yaşında yayımlanan Kaldırımlar şiir kitabı ile üne kavuşur. Hocası Seyyid Abdülhakim ile tanışması sonrası fikir ve şiirlerinde büyük değişiklik görülür. 1983 yılında vefat eden şairin kabri Eyüp Mezarlığı’ndadır.

“Utansın
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!”

Nazım Hikmet Ran

Takma adı “mavi gözlü dev” olup 1902 yılında Selanik’te doğmuştur. Yaşamı hapislerde ve sürgünde geçmiş olup; şiir, roman, tiyatro oyunu alanlarında eserler vermiştir. 1963 yılında Rusya’da vefat etmiştir.

“öptü beni : «— bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
«bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
«ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
«körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi…”

Attila İlhan

1925 yılında İzmir’de doğdu. Entelektüel çalışmalarıyla Türk şiirini olduğu kadar düşünce dünyasını da zenginleştirmiştir. Şiir, roman, gazetecilik, eleştirmenlik ve senarist olarak bir çok eser vermiştir. 2005 yılında vefat eden şairin kabri Aşiyan Mezarlığı’ndadır.

“Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
….

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.”

İsmet Özel

1944 yılında Kayseri’de doğdu. Ankara’da Fransız Dili ve Edebiyatı okumuştur. Karmaşık gibi görünen, birden çok okunduğunda zevk alınan şiirleriyle tanınır. Şiirlerinden geçen mısralar bir çok kitabın ve yayın evinin adına ilham olmuştur.

“altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
çiçek alıp eve götürüyoruz
bunun bir delilik olduğunu bile bile
en ıssız duyguların ucunda karakollar
asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde
külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu
gözler kısılıp bakılıyor bize .

biliniyor
bizim mahsustan yaşadığımız
biliniyor
şarkıların sırası bizde
biliniyor
hayat bizden razıdır
biliniyor
otların sarardığı yerde güneş
kurşunun değdiği tende heves kalmıştır.”

Turgut Uyar

1927 yılında Ankara’da doğmuştur. Türk şiirinde ikinci yeni akımının öncülerindendir. Şiirini halk deyişleri ve divan şiirinin biçimlerinden beslenerek geliştirmiştir. Lirik şiirin kabul edilmiş yapısını zorlayarak, düz yazı ile şiir arasındaki çizgiyi ortadan kaldırmıştır.

“….
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım”

Sezai Karakoç

1933 Diyarbakır doğumludur. Manevi dünyanın sezişleriyle modern hayatın bilgisini bir araya getirdiği şiirler yazmıştır. Bir dönemin Diriliş Dergisi ve kapatılan Diriliş Partisi’nin kurucusudur.

“Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.”

Özdemir Asaf

1923 Ankara doğumludur. Gerçek adı Halit Özdemir Arun olan şairin babası Mehmet Asaf Şura-yı Devletin (Danıştay) kurucularındandır. Kısa ve vurucu şiirleriyle tanınır. Sigortacılık, çevirmenlik, reklam metni yazarlığı gibi işlerde çalışmıştır. Yayınlanmamış pek çok şiiri ölümden sonra kitaplaştırılmıştır. 1981 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

“gelecegim, bekle dedi, gitti
ben beklemedim,
o da gelmedi
ölüm gibi birsey oldu.
ama kimse olmedi”

“lavinia
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.

sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.”

Gülten Akın

1933 Yozgat doğumludur. Avukatlık ve Öğretmenlik yapmıştır. Eserlerinde ikinci yeni akımının imge zenginliği ve toplumsal sorunlar bir araya gelmiştir. Şiirleri bir çok dile çevrilmiş ve bestelenmiştir. 2015 yılında Ankara’da vefat etti.

“Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
“Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi”

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here