Ana Sayfa Fotoğrafçılık Reklam Fotoğrafçılığında Kariyer

Reklam Fotoğrafçılığında Kariyer

0
Paylaş
BACKST1

İlham alacağımız, fotoğrafçılık sektörü ile ilgilenenler için tanıdık bir ismi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Belki onun gösterdiği cesaret ve deneyimler bizlere de ışık olur. Işığımız bol olsun!

 

Murat Kublay’ın kişisel serüveniyle başlıyoruz…

“1985 İzmir doğumluyum. 2003’te Çakabey Koleji’nden mezun olduktan sonra Celal Bayar Üniversitesi makine mühendisliği bölümünü kazandım. Üç sene burada devam ettikten sonra 2006 yılında okulu bıraktım. Sevdiğim bir şehirde istediğim bir bölümü okuma hayaliyle tekrar sınava girdim ve Bahçeşehir Üniversitesi fotoğraf ve video bölümüne başladım. Buradan 2011 yılında mezun olana kadar olan öğrencilik yıllarım boyunca, sektörde önemli yerleri olan, prodüksiyon şirketlerinde ve yine moda ve reklam fotoğrafçılarının yanında asistanlık yaptım. Daha sonra, mezun olduğumda, kendi adıma reklam ve moda sektöründe fotoğrafçı olarak çalışmaya başladım. 2013 yılında askerden döndüğümde, şimdiki eşim olan kız arkadaşımla tanıştım. İzmir’de, mesleğimi doğduğum şehirde yapmaya karar verdim ve İstanbul’a dönmekten vazgeçtim. O zamandan bu yana da İzmir’de reklam ve moda sektöründe fotoğrafçı olarak iş yapmaktayım.

Tüm bu serüven boyunca sayısız çok değerli hocam ile çalışma ve beraber projelerde yer alma fırsatım oldu. Benim bu yolculuğa çıkmamın en büyük destekçilerinden olan ve maalesef bu yaz hiç beklenmedik şekilde kaybettiğim Cengiz Özer (nam-ı diğer Cengiz Hoca) Usta’mın emeklerini hakkını asla unutamam.

 

Murat Kublay’a göre sektör hakkında…

“Reklam ve moda sektörü, genel çerçevede bakıldığında insanların tüketmesine yönelik işleyen kapitalist bir sistemin en önemli halkalarından birisi. Öyle ki, bu alanda çalışan gerek fotoğrafçılar, gerek video sanatçıları, modeller, stilistler, tasarımcılar vs. aslında tek bir amaç için uğraş veriyorlar -veriyoruz- ; daha fazla nasıl tükettirmeye yöneltebiliriz. Bunu yaparken de -fotoğrafçılar özelinde söylemek istiyorum- hep bir adım sonrasında ki yenilikler ve ihtiyaçlar göz önüne alınıyor diyebilirim. Reklamı yapılacak herhangi bir şey daha önce nasıl gösterilmiş, daha önce gösterildiği hangi hali tüketilmiş, iyi bir analizi yapılıp, farklı hangi yönüyle tüketecek kesime sunabilirizin peşindeyiz. Bunu yaparken de tabi ki yaşadığımız toplumdan çok kopuk olmayan, ama farklı coğrafyalarda da estetik kaygısı olan işler çıkarmaya çalışıyoruz. Düşündüğünüz zaman, günde ortalama 20 milyar görselin oluşturulduğu bir dünyada, sosyal paylaşım sitelerinde her an yeni bir akışla karşılaştığımız bu çağda, sadece yaşadığımız toplumla, coğrafya ile sınırlı kalmak kendini tekrar eden işlerden başka bir şey doğurmaz. Bu yüzden de, sektör içerisinde devamlılık sağlamak adına her yeni akımın, her yeni modanın, her yeni estetik tartışmanın ve gelişmenin yakından takip edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Türkiye pazarı çok büyük ancak yukarıda saydığım bana göre olmazsa olmazların ülkemizde çok fazla dikkate alınmadığını düşünüyorum. Bu nedenledir ki farklı, akılda kalıcı, göze batan işlere imza atan birçok fotoğrafçı, sanatçı bir süre sonra ülke dışına taşınıp, sınırların ötesinde işler yapma peşinde koşmak durumunda kalıyorlar.

 

Bu işin ticari gerçeklik ile örülü tarafının bu sektörde biraz daha fazla olduğunu düşünüyorum, büyük balığın kendinden küçük balıkları bir şekilde yutma peşinde olduğu bir düzen söz konusu. Elbette herkesin bir hayat kaygısı, belli birtakım ihtiyaç ve beklentileri var ama bunu hırsına yenik düşüren bazı sektör içinde ki insanlar hep daha fazlası diyerek, biraz daha amatör ruhunu korumaya çalışan kısmı adeta yutuyor. Dünya düzeni, sektörün kendi içinde biraz daha acımasız bir yüzü ile karşılaştırıyor bizi.

 

İzmir’in sektördeki yerini mi merak ediyorsunuz? İlk ağızdan öğrenelim.

“İzmir Türkiye’nin “sözde” batılı yüzüdür. “Sözde” diyorum çünkü batıdan kastedilen sadece yazlık beldeler, kumsallar, yeme içme kültürü üzerine görebileceğiniz bir kandırmaca bu şehir. Pekala, sanatsal veya ticari hangi alanda Dünya’da adı geçiyor İzmir’in? Bugün kaç tane büyük konseri, önemli tiyatro oyununu İzmir’de izleyebiliyoruz; ya da kaç tanesini İstanbul’da izleyebiliyoruz? İşte reklam ve moda sektöründe de İzmir’in yeri bunlarla paralel. Doğduğum ve büyüdüğüm şehrin içinde bulunduğu bu durum, sektörün içinde yer alan birisi olarak beni son derece üzmekte. Bugün bir takım işlerimizi yapmak, bir takım bağlantılar kurmak için İstanbul ile bağlantılı olmak ve İstanbul ile ilişkili çalışmak zorunluluğu kaçınılamaz. Çünkü söylediğim gibi, sadece İzmir dışında yaşayanlara güzel bir şehir İzmir. Gerek yerel yönetimlerin beceriksizlikleri, gerek sanat ve ticaret anlamında ki yetersizlikleri ile özellikle moda-reklam sektöründe gelinlik tasarımı yapan firmalar ve 80 küsur yıllık Fuar’a sırtını dayamış kapalı bir pencere olduğunu düşünüyorum. Umarım bir gün, biz en azından bu pencereyi ve bu güzel şehrin önünü açabiliriz.”

 

Murat Kublay’dan biz öğrencilere iki önemli tavsiye…

“Bu yazıyı okuyacak öğrenci arkadaşların çoğunlukla üniversite öğrencisi arkadaşlar olduğu düşünülürse, naçizane bir takım tavsiyelerimi geç de olsa değerlendirebilirler. Çünkü benim herkese yönelik, tecrübelerimle sabit, 2 tavsiyem olacak.

Birincisi, bir sabah işe gitmek için uyandığınızda, gitmeyi seveceğinize inandığınız işlerin bölümünü okumaya gayret edin. Ülke şartlarından dolayı bunu elde edemediyseniz bile, yine de sevdiğinizi düşündüğünüz işin peşinden koşun. Çünkü ancak o zaman sokakta yürürken mutlu olan insanlar görebiliriz! Günümüz gerçeklerinden farklı olarak tabi.

A bir de; çok klasik olacak ama üniversite yıllarının kıymetini gerçekten bilin. En kötüsü bile dışarıya çıktığınızda harikalar diyarı gibi kalıyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here