Ana Sayfa Kültür & Sanat Titanic Efsanesi Gerçek mi?

Titanic Efsanesi Gerçek mi?

0
Paylaş

Üzerinden tam 105 yıl geçmesine rağmen hala gizemini koruyan en büyük olaylardan bir tanesi Titanic’in batışıdır. Çok fazla filme, romana ve hikâyeye konu olmuş bu olay zaman zaman hikâyenin bir figüranı rolünde olmuş, zaman zaman da ana karakter görevini üstlenmiştir.

Bir olayı en güzel şekilde ancak o olayı yaşamış bir insan anlatabilir. Titanic’in batışından sağ kurtulan insanların birçoğu bu olayı hiç anmamak adına etrafındakilere bahsetmemişlerdir. Bir bölümü ise Titanic’in bir efsaneye dönüştüğü 1985 yılında 75 yaş üzerinde oldukları için olayla ilgili çok da fazla şey hatırlayamamaktadırlar. Tabi ki bir de anlatılanların abartılması olayı vardır. Abartılı anlatımlar, başından bu tarz trajik olaylar geçen herkes için cazip bir yöntem olmuştur.

Titanic ile ilgili çekilen filmlerin çoğunda gereğinden fazla dramatik öğelere başvurulmuştur. Örneğin pek çok kaynakta orkestranın son ana kadar çaldığı söylenmiştir. Oysaki bunun bir dayanağı yoktur. Aynı şekilde gemi kaptanının da gemi batana kadar dümenin başından ayrılmaması da herhangi bir görgü tanığının anlattıklarından öğrenilmiş bir durum değildir. Zaten olayı yaşamış sınırlı sayıdaki insanın o ölüm kalım savaşı sırasında kaptanı gözlemlemesi mümkün olacak bir durum değildir.

Bu kadar yanlış bilginin etrafta dolaşmasının pek çok sebebi vardır. Bu sebeplerin en başında geminin battığı yıl olan 1912 yılından enkazının bulunduğu 1985 yılına kadar geçen süre zarfında elde elle tutulur hiçbir verinin olmamasıdır. Örneğin, Titanic ile ilgili 1985 yılından önce yazılan kitaplarda ve çevrilen filmlerde geminin batışı ile ilgili olarak sadece bir buz dağına çarptığı biliniyordu. Ne kadar zamanda ve hangi pozisyonda battığı bilinmiyordu. Bu da yönetmenleri ve yazarları hayal güçlerini kullanmaya sevk ediyordu. Bu kitapları okuyan ve bu filmleri izleyenler olay hakkında doğru olmayan, gerçek dışı ve hayal ürünü bilgilere sahip oldular.

1980 yılında çevrilen ve Titanic’i tekrar su yüzeyine çıkarmaya çalışan bir adamın başından geçenlerin anlatıldığı “Raise The Titanic” filmi, elde olan kısıtlı bilgilerden faydalanılarak çekilmiş bir filmdir. Filmin son sahnesinde adam amacına ulaşmakta ve Titanic’i su yüzeyine balonlar yardımıyla çıkartmayı başarmaktadır. Ancak filmdeki bilgi eksikliği gerçekten göze çarpmaktadır. Su yüzeyine çıkarılan gemi tek parçadır ve bacalarıyla direkleri sapasağlam yerinde durmaktadır. 1985 yılı öncesi için oldukça cazip efektlere sahip olan bu film, enkazın keşfinden ve çekilen fotoğraflardan sonra inandırıcılığını kaybetmiştir. Batışının üzerinden 70 küsür yıl geçmiş bir geminin denizin altında nasıl bir durumda bulunduğu bilinmediği için tek parça ve sağlam olabileceği düşünülmüştür. Ancak bu büyük bir yanılgıdır.

Titanic kendi döneminin en büyük gemisi değildir. Bu da insanlar tarafından yanlış bilinen bir bilgidir. Titanic ile birlikte aynı zamanda üretilen ve White Star Line şirketine ait Olympic ve Brittanic de vardır ve bu gemiler de büyüklük anlamında Titanic ile aynıdır. Ancak Titanic, batışı ile bir efsane durumuna gelmiş, diğer gemiler görevlerini yapmaya devam etmişlerdir. Öyle ki Titanic’in kız kardeşi olan RMS Olympic’in Titanic’ten ayırt edilmesi imkânsızdır.

Pek çok kişi Titanic’i büyüklük açısından günümüz yolcu gemileriyle kıyaslamaktadırlar. Bu kıyaslama doğru bir kıyaslama değildir. Çünkü Titanic ve diğer iki kardeşi kendi dönemlerinin en büyük yolcu gemileri olmalarına karşın günümüzün 20-25 katlı yolcu gemilerinin yanında hem büyüklük hem de kapasite anlamında oldukça ufak kalmaktadırlar. Titanic’i büyük yapan ise yıllar içinde bir efsaneye dönüşmesi ve arkasında pek çok doğruluğu kanıtlanmamış hikâyenin bulunmasıdır.

1997 yılında çevrilen ve geminin, filmin bir yan karakteri durumunda olduğu Titanic filmi de içerisinde pek çok sonradan yazılmış ve filmin cazibesini arttırmaya yönelik hikâye barındırır. Bu hikâyeler o kadar fazladır ki geminin neden ve nasıl battığından çok gemideki insanların neler yaptıklarını konu edinmiştir. Filmi beğenen kişiler olduğu kadar, belki çok daha fazlası filmin kazada hayatını kaybedenlere karşı yapılan büyük bir saygısızlık olduğunu söylemişlerdir. Adı Titanic olan bir filmde Titanic’in sadece bir mekân olarak kullanılması insanları ciddi anlamda rahatsız etmiştir. Bunun yanında günümüzde faaliyet göstermeyen, geminin o zamanki bağlı bulunduğu White Star Line şirketi de filmde sorumsuz ve güvenliğe önem vermeyen bir şirket olarak tanıtılmıştır. Oysaki şirket sahip olduğu lüks gemilerle dönemin en gözde ve popüler taşımacılık şirketlerinden bir tanesidir. Şirketten, kaptana gemiyi daha hızlı kullanması yönünde yapılan telkinler de uydurmadır. Çünkü zaten saatte 39 km/h maksimum hızda gidebilecek bir geminin daha hızlı kullanılmasının istenmesinin mantıkla uyuşan bir yanı yoktur.

Titanic efsanesi zaman içinde o kadar büyük bir olay haline geldi ki, bu olaya merak duyan insanlar olayla ilgili ne varsa araştırıp bir şeyler öğrenmeye çalıştılar. Yukarıda da bahsedildiği gibi bu bilgilerin çoğu yanlış ya da sonradan uydurulan bilgilerdi. Ancak içlerinde doğruluk payı olan bilgiler de mevcuttu. Herkesin aklında yer etmiş üzerinde “Titanic Disaster Great Loss Of Life” yazan gazeteleri satmaya çalışan gazeteci çocuğun fotoğrafı bile bu efsanenin bir parçası oldu. Konuyla ilgilenenler bu çocuğun kim olduğunu, nerede yaşadığını, ne zaman ve ne şekilde öldüğünü bile araştırıp çeşitli bilgilere ulaşmaya çalıştılar.

Titanic, batışının üzerinden 105 yıl geçtikten sonra bile yalan ya da yanlış bilgilere rağmen bir efsane olmayı başardı. Bugün dünyanın en büyük deniz kazası hangisidir şeklindeki bir soruya hemen hemen herkes Titanic cevabını verir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here